Cemil Tugay'ın hizmet belediyeciliği gerekçesiyle AKP'ye geçecek olması Türkiye'de toplumun çaresizliğinin ifadesi olarak ortaya çıkıyor.
Cemil Tugay'ın İzmir Büyükşehir Belediye başkanı olarak seçildiği 2024 yerel seçimlerinde ana muhalefetteki Chp, Türkiye genelinde birinci parti olmuştu. Chp'nin birinci parti haline gelmesine ise hükümetin politikalarına yönelik toplumda hoşnutsuzluğun artması neden olmuştu. Cemil Tugay'ın İzmir'de Tunç Soyer'in yerine büyükşehir belediye başkanlığına aday gösterilmesinde Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in ekibine yakın konumlanması sayesindeydi. Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde Cemil Tugay'ın Akp'ye geçecek olması Türkiye'de siyasal seçeneksizliğin altını çizecek olan bir gelişmedir.
Öncelikle Akp'nin sürdürücüsü olduğu ve kenti rant üretim merkezine dönüştürmüş olan neoliberal politikalarla kentlerin sorunlarına çözüm üretilemez. Cemil Tugay Akp'ye geçmesini hizmet belediyeciliği ile gerekçelendiriyor ancak yerel seçimlerde hükümet partisinin adayı ile hizmet belediyeciliği seçeneği zaten İzmir'de seçmenin önüne bir seçenek olarak gelmiş ve kabul görmemişti. Bütün bunlar bir yana bir kentin seçilmiş belediye başkanı yerel seçimlerde kendisine verilen oyların şahsından bağımsız olarak hükümetin politikalarına yönelik bir değerlendirme aracı olarak da işlev gördüğünü göz ardı etmemelidir.
Ancak sorun Cemil Tugay'ın parti değiştirecek olması ile sınırlı değil. Asıl sorunu Özgür Özel'in liderliğindeki Yeni Parti'nin Akp'den farklı bir ekonomi politikası ve politik programa sahip olmaması oluşturuyor. Ana muhalefet partisinin iktidarınkinden farklı bir ekonomi politikası ve politik programı bulunmayınca baskı altındaki yerel yöneticilerin tutunabilecekleri bir direnç noktası ortaya çıkmıyor ve saf değiştirmeleri an meselesi olabiliyor. Bu konuda Yeni Parti'nin dışındaki siyasal odakların da ana muhallefet partisine rehberlik edebildiğini söylemek olanaklı değil. Her biri küçük burjuva radikalizminin bir başka ifadesi olmaktan öteye geçemeyen sol, sosyalist ve 'komünist' grupların bu tarz bir rehberliğinin olmadığı koşullarda saf değiştirme ve seçeneksizlik kaçınılmaz oluyor. Cemil Tugay'ın Ak Parti'ye geçmesinin toplumun politik çaresizliğinin altını çizdiği söylenebilir.
