Türkiye'nin dış borcu 565 milyar dolara ulaştı. Döviz kurunun baskılandığı koşullarda dış borcun milli gelire oranının %37 olarak hesaplandı.
Türk lirasının yüksek politika faizi ile değer kazanmış olmasına rağmen dış borç stoğunun milli gelirin 3’te birini aşmış olması bu borcu çevrilmesinin olanaklı olmadığına işaret ediyor. Bu ortamda BlackRock'ın “başarılı” fonlarından birinin, enflasyondaki yavaşlama ve cazip çarpanlar sayesinde Türkiye'deki portföyünü arttırdığı bilgisi ekonomi bültenlerine yansıdı. Fon yöneticilerine göre Türk bankaları küresel ölçekte ucuz kalmış bulunuyor ve Türkiye’ye yapacakları portföy yatırımı yüksek getiri beklentisi olanağı sunuyor. Borcu borçla kapatmak durumunda olan Türkiye’deki ekonomi yönetimi ve şirketler ise yatırım yapılabilir olmayı sürdürmek için reel ücretlerin baskılanmasına yönelik Şimşek programını desteklemekten başka çare göremiyor. Yüksek dış borç stoğu nedeniyle Türkiye yabancı sermaye kuruluşları açısından hiçbir zaman güvenle yatırım yapılabilir bir ülke haline gelemeyecek olsa da günü kurtarmaya yönelik ekonomi politikası geniş kitleleri cendereye almaya devam ediyor.
Gelinen noktada Türkiye’nin dış borç stoğu ödenebilir olmaktan çıkmıştır. Dış borçlar ertelenmeden ve yeniden yapılandırılmadan Türkiye’deki ücretli kesim, küçük mülk sahibi ve küçük girişimciler için krizden çıkış artık olanaklı değildir. Gerek AKP ve MHP’nin oluşturduğu iktidar bloğunun uyguladığı politikaların, gerekse de CHP’nin öncülüğünü yaptığı muhalefet bloğunun ve diğer muhalefet öbeklerinin söylemlerinin ekonomik sorunların temelinde yer alan dış borç sorunundan nasıl kurtulunacağını gündemine alması gerekir. Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülkeler arasına sokmaya yönelik var olan ekonomi politikası düşük asgari ücret, düşük emekli maaşı, uzun çalışma saatleri, güvencesiz çalışma, sendikal hakların tanınmaması gibi sonuçların temelini oluşturuyor.
Ağaca bakmaktan ormanı göremeyen siyasetçilerin Türkiye’ye kazandıracağı bir şey kalmamıştır. Ezberleri bozmanın zamanı gelmiştir. Türkiye’nin asıl sorunu işçi ile işveren, ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan anlaşmazlıklar; Kürtlerin ezilmesi ya da kadınlara yapılan haksızlıklar değildir. Bu sorun alanlarının hepsi doğru olsa da ve ateş düştüğü yeri yakıyor olsa da asıl belirleyici olan uluslararası yatırım fonlarına sağlanacak yüksek getiriyi öncelikleri arasında yer veren ekonomi politikası ve bu politikada ısrar eden yönetici sınıf siyasetidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder