CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in belirttiği gibi muhalefetin üzerindeki baskı gün geçtikçe artıyor.
Muhalefetin üzerindeki baskının giderek artmasının arka planında Mehmet Şimşek tarafından uygulanan ekonomi politikasının bekası için bunun gerekli olması oluşturuyor. Geniş kitlelerin ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilendiği böylesi bir ekonomi politikasının sürdürülmesi için muhalefetin baskı altında tutulması kaçınılmaz. Diğer yandan CHP üzerindeki baskının giderek yoğunlaşmasının işaret ettiği tek olguyu ekonomi politikasının gereksinimleri oluşturmuyor. Ana muhalefet üzerindeki baskının artmasının ve CHP'li belediye başkanlarının tutuklanması için adeta gerekçe aranıp bulunuyor olması gösteriyor ki; Türkiye'de yönetici sınıf ittifakı burjuva demokrasisine artık sırtını dönmektedir.
Burjuva demokrasisinin ilkelerinin benimsenmediği güncel siyasal koşullarda ise artık seçimlerin yapılmasına ya da seçim sonuçlarına saygı gösterilmesine gerek bulunmuyor. Bu durumda burjuvazinin hangi fraksiyonunun hangi taleplerinin ne ölçüde karşılanacağına karar vermek için beş yılda bir seçim yapılıp, seçim sonuçlarının kabul edilmesine gerek kalmamış oluyor. Dolayısıyla burjuvazinin farklı fraksiyonları arasında da artık bir iktidar mücadelesinin varlığından artık söz edilemez. Eğer bir iktidar mücadelesi yürütülecekse bu mücadelenin burjuvazi ile işçi sınıfı ve emeği ile geçinenler arasında olması gerekir.
Bu durumda CHP'nin önünde iki siyasal seçenek ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bunlardan biri Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yaptığı gibi iktidar bloğunun himayesine girmek, yani farklı bir aktör olarak siyaset sahnesinden çekilmektedir. Diğer seçenek ise CHP'nin bir bütün olarak ya da küçük parçalar halinde düzen karşıtı muhalefete geçmesidir. Bu yön değişikliği tekelci burjuvazinin talepleri doğrultusunda ülkeyi hangi siyasi partinin/partilerin yöneteceğinin ötesinde iktidarın sınıfsal bileşiminin değişmesine yönelik bir muhalefet çizgisinin benimsenmesi anlamına gelecektir.
CHP'nin hangi muhalefet seçeneğini izlemeyi tercih edeceğini bilemeyiz. Ancak şurası açıktır ki; var olan koşullarda iktidar değişimini bir nöbet değişimi ya da yönetici ekip değişimi olarak gören, yani iktidar değiştikten sonra da tekelci finans sermayesinin çıkarları doğrultusunda şekillenecek ekonomi politikasını uygulamayı amaçlayan ayrı bir muhalefet odağı olarak CHP'nin siyasal varlığını sürdürmesi artık olanaklı değildir. Bu durumda CHP'nin önünde Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yaptığı gibi iktidar bloğuna dahil olarak siyasal yaşamını bu bloğun içinde sürdürmek ya da iktidarın sınıfsal yapısının değiştirilmesi yönünde politika açılımına yönelmenin dışında başka bir seçenek bulunmuyor. Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder